foto: orcun edipoğlu

Muğla Çevre Platformu’nun çağrısı üzerine bugün Datça Yat Limanı inşaat sahası giriş kapısı önünde bir araya gelen Datçalılar, düzenledikleri basın açıklamasında inşaatın kaçak olarak devam ettirilmesini protesto etti.
Datça Yat Limanı önündeki basın açıklamasının videosuna buradan ulaşabilirsiniz: https://vimeo.com/643153810 (video:ibo.a.bo)

İnşaatı kaçak bir şekilde devam eden Datça Yat Limanı, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) tarafından, ‘İklim adaleti için harekete geç’ denilerek yapılan çağrıyla protesto edildi. MUÇEP Datça tarafından Datça Yat Limanı İnşaatı’nın önünde yapılan basın açıklamasına, birçok Datça’lı, Datça Demokrasi Platformu, Datça Kent Konseyi, birçok siyasi parti ve sendika, stk temsilcisi de katıldı.
Küresel iklim adaleti için küresel eylemde olduklarını söyleyen MUÇEP Datça Eş Sözcülerinden Renate Ömeroğulları, “Birleşmiş Milletler çerçevesinde 1979’den beri hemen hemen her yıl iklim konferansları yapılıyor. İklim Çerçeve Konvansiyonu’nun imzalandığı 1992’den beri, 1997’de Kyoto Protokolü’nün imzalanmasına, 2009’da Kopenhag’da küresel ısınmanın +2 selsiyus dereceyle sınırlandırılmasına karar verilmesine, 2015 Paris Antlaşması’nın imzalanmasına rağmen ne oldu? Her toplantıdan sonra karbondioksit salımı ve küresel ısınma katlanarak devam ediyor. İklim krizi gelecekte karşımıza çıkan bir korku senaryosu olmaktan çoktan çıktı, dünyayı her gün etkiliyor ve gezegenimiz yok oluşa doğru sürükleniyor” ifadelerini kulandı.
Devam eden Datça Yat Limanı inşaatının kaçak olduğunu belirten Ömeroğulları, “Önce 270 yatla başlayan, sürekli kapasite artışı istenen yat limanı sermayenin karını maksimize etmekteki aç gözlülüğünün, doymak bilmez sömürünün açık ve net örneğidir. Liman Projesi bize ekolojik yat limanı olarak sunuluyor. Bu proje için bugüne kadar 18 bin metrekare deniz dolgusu yapıldı, 10 bin metrekare deniz daha doldurulacaktır. Topan Ada yok edildi. Taş dolgu yerine yüzer mendirek yapılacağı söyleniyor. Bunun asıl nedeni maliyetin daha ucuz olmasıdır, ekonomidir, ekoloji değil. Deniz tabanına yerleştirilecek çok sayıda beton tonozla deniz dibindeki ekosistemi, koruma altında ve önemli bir oksijen kaynağı olan deniz çayırlarının yine tahrip edilecektir. Yani sözde ‘ekolojik yat limanı’ yeşile boyamadan ibaret’’ dedi.
MUÇEP Datça Meclisi tarafından yapılan basın açıklamasında 6 Kasım’da Glaskov’da devam eden İklim Kongresinin boş vaatlerine karşı 197 ülkenin halklarıyla birlikte Türkiye’de de COP26 Türkiye Koalisyonu tarafından başlatılan Halkların
İklim Adaleti Yürüyüşüne katılmak üzere Marmarislilerle, Bodrumlularla, Milaslılarla, Fethiyelilerle, Gökovalılarla… tüm Muğlalılarla buluşmak üzere önce Yeniköy Termik Santralinin önündeki termik santrallerin kapatılması için protestoya ardından direnişlerine devam eden İkizköylülerle buluşmak üzere Akbelen Ormanlarına gitmek için yola çıkıldı…


Basın Açıklamasının Tamamı:

Artık sabrımız tükendi! “KÜRESEL İKLİM ADALETİ” İçin, Küresel Eylemdeyiz Birleşmiş Milletler çerçevesinde 1979’den beri hemen hemen her yıl iklim konferansları yapılıyor. İklim Çerçeve Konvansiyonu’nun imzalandığı 1992’den beri, 1997’de Kyoto Protokolü’nün imzalanmasına, 2009’da Kopenhag’da küresel ısınmanın +2oC yle sınırlandırılmasına karar verilmesine, 2015 Paris Antlaşması’nın imzalanmasına rağmen ne oldu? Her toplantıdan sonra karbondioksit salımı ve küresel ısınma katlanarak devam ediyor. İklim krizi gelecekte karşımıza çıkan bir korku senaryosu olmaktan çoktan çıktı, dünyayı her gün etkiliyor ve gezegenimiz yok oluşa doğru sürükleniyor. Son iki yılda hayatımızı alt üst eden koronavirüs; sadece Türkiye’de değil bütün dünyada kitlesel ölümlere neden oldu. Haftalar, hatta aylarca söndürülemeyen orman yangınları, kuraklık, sel gibi ardı arkası kesilmeyen doğal felaketler, iklim krizinin sonuçlarıdır. Su kıtlığı ve gıda krizi kapıda, bizi bekliyor. İklim krizinin nedeni, insanın emek gücü de dahil doğanın her parçasını metalaştıran kapitalizmdir, fosil yakıtlara dayalı, karlılığın dışında doğanın, insanların, toplumların ihtiyaçlarını gözetmeyen, sistem değişikliğine yanaşmayan bir sömürge sistemi. Dünyanın en zengin %10’u emisyonların % 52’sine neden oluyor. İklim krizinin yükünü en fazla taşıyanlar, yoksullardır. İklim krizi adaletsizliği derinleştiriyor; Dünyanın ve insanlığın ihtiyacı olan hızlı ve radikal bir yol değişikliğidir. İklim krizini çözmek için bütün eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri birlikte çözmemiz gerektiğine inanıyoruz. İster işyerinde daha iyi ücret almak, ister temiz su için, ister polis şiddetine karşı savaşıyor olalım… İster içinde yaşadığımız ormanların yok edilmesini durdurmak için… Önce 270 yatla başlayan, sürekli kapasite artışı istenen yat limanı sermayenin karını maksimize etmekteki aç gözlülüğünün, doymak bilmez tüketiciliğinin açık ve somut örneğidir. Datçalıların kalkınmasına hizmet edeceği söylenen bu alandan, buradan Dünya halklarına ses vermenin anlamlı olduğunu düşünüyoruz. Datça’nın en önemli, en yoğun kullanılan koyundaki işgali arttıran yat limanı inşaatına itirazımızı yükseltmek istiyoruz. Liman Projesi bize ekolojik yat limanı olarak sunuluyor. Bu proje için bugüne kadar 18.000 m2 deniz dolgusu yapıldı, 10.000 m2 deniz daha doldurulacaktır. Topan ada yok edildi. Taş dolgu yerine yüzer medirek yapılacağının söyleniyor. Bunun asıl nedeni maliyeti daha ucuz olmasıdır, ekonomidir, ekoloji değil. Deniz tabanına yerleştirilecek çok sayı beton tonozla deniz dibindeki ekosistemi, koruma altında ve önemli bir oksijen kaynağı olan deniz çayırlarının (Posidonia Oceanica) yine tahrip edilecektir. Yani sözde “ekolojik yat limanı” yeşile boyamadan ibaret. Daha önemlisi, onlarca itirazımıza, hazırlanan ÇED raporunun formaliteden öte bir anlamı olmadığını, hiçbir bilimsel içerik barındırmadığını açıklıkla ortaya koymamıza, yasal süreçler tamamlanmamasına rağmen, hiçbir ruhsat verilmemiş olmasına rağmen inşaat devam ediyor. Gözümüzün önünde devam eden kaçak inşaat pervasızlığını kabul etmiyoruz! Çevreye, kıyı ve deniz ekosistemine etkilerinin doğal çevrenin tolere etme kapasitesi içerisinde kaldığına ikna olmadan, hiçbir inşaata başlanmasını kabul etmeyeceğimizi, hiçbir sözde ÇED raporunu kabul etmeyeceğimizi, koruma amaçlı, gerçek anlamda bilimsel bir rapor talebimizin ardını bırakmayacağımızı tüm Dünya’ya ilan ediyoruz! Datça’da da iklim adaleti için, doğa için, yaşam için eylemdeyiz. Birlikte yaşam için! Hadi büyütelim eylemimizi! – Marmarisli dostlarımızla birleşerek Akbelen’e gidiyoruz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir