Bugün (30.05.24) Datça’da Yat Limanı bilirkişi keşfi öncesi Azganlı’da inşaat alanı önünde birbirine karşıt iki grup vardı. Bir grup esnaf saat 11.00’de inşaat tabelası önünde toplanarak, Datça’da marina istediklerini anlattı. Yat Limanının  Datça’nın ekonomisine katkı sunacağı görüşünü savunan bir  basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı yapan Ersoy Akalın “Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da ‘yaptırmamayı, karşı çıkmayı’, yapıcı değil yıkıcı muhalefeti kendine iş edinmiş ve bunu sosyal aktivite haline getirmiş gruplar, insanlarımızın çevreye olan duyarlılığını kışkırtarak bilgisizce ve bilinçsizce bu projeye karşı çıkmaktadır….Yüzer mendireğiyle, yüzer iskeleleriyle, atık alım, yakıt dolum tesisiyle ve tekne kapasitesi ile hem ihtiyacı karşılayacak hem de çevreye, deniz ekosistemine etkilerini minimuma düşürecek şekilde revize edilen bu projeyi Datça halkı olarak, Datçalılar olarak, esnaf ve denizciler olarak destekliyoruz” dedi.

Daha çok esnaflardan oluşan topluluk, sahadan ayrılmadan  önce Muğla Çevre Platformunun çağrısıyla toplanan Datçalılar ise yapılmak istenen Yat Limanı önünde planlanan bu yat limanının tamamı Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Datça için uygun olmadığını, bu yat limanının Datça’nın korunması gereken özelliklerini bozacağını söyleyerek, Bilirkişi Heyetinin ziyareti öncesi bir basın açıklaması yapacaklarını ifade etti. Ancak alandan ayrılmayan ve liman yapılmasını savunan grubun, gerginlik çıkarttığı ve bariz sinkaflı küfürler ettikleri de görüldü-duyuldu.
Güvenlik güçlerinin araya girmesi ile gerginlik kısmen yatıştırıldı.
Çevre Bakanlığı’nın Ocak’24 sonunda ÇED olumlu  kararı vererek inşaata olur vermesinin ardından, Datça’daki yaşam savunucuları, Datça Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi bu karara karşı Muğla  İdare Mahkemesinde dava açmıştı. Bugün Bilirkişi Heyeti, Yat Limanı İnşaat Alanında incelemelerde bulundu. Her iki belediyenin açtığı davaya da müdahil olan ve bizzat davacı da olan Datçalı yurttaşlar-yaşam savunucuları da heyetin incelemesine katılarak, güçlü bir biçimde itirazlarını da dillendirdiler.

Heyet gelmeden MUÇEP tarafından yapılan basın açıklamasında ise itirazların önemli bir kısmına da yer verildi:

Bu Yat Limanı Datçayı Bozar!

Bugün, Datça’da yap işlet devret modeliyle yapılmak istenen yat limanı için bilirkişi heyetini ağırlayacağız.

Yıllardır yapılmak istenen Yat Limanına karşı,  yedisinden-yetmişine, yöre halkından-yerel yöneticilerine, itirazlarımızı dillendirdik. Halkın Katılımı Toplantılarında,  İDK süreçlerinde bu itirazlarımızı anlattık durduk. Valiliğinden – Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığına – Cumhurbaşkanlığına kadar yazılı şikayetlerde de bulunduk. Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurularına çıktık. Basın açıklamaları yaptık. Protesto ettik…

Dinletemedik!  

Datça Yarımadasını tamamıyla kültürel ve doğal özellikleriyle çocuklarımıza da miras bırakmak üzere Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan eden Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı, Datça’nın korunması gereken kültürel-tarihi ve doğal özelliklerini maalesef hiçe saymayı tercih etti. Siyasi partilerinden, sivil toplum örgütlerine – halkından, yerel yöneticilerine dillendirdiğimiz itirazları pek dikkate almayan Bakanlık, allem etti, kallem etti: bu büyüklükte bir marina için yine de ÇED Onayını verdi!

Zararları bilinerek verildi bu karar…

Şimdi yeni bir aşamadayız. Büyükşehir Belediyesi davacı oldu… Datça Belediyesi davacı oldu… Yaşam savunucuları davacı oldu. Datçalılar davacı oldu… Şimdi haklarımızı mahkemelerde arıyoruz. İtirazlarımıza devam ediyoruz… çünkü zarar görüyoruz:
Sadece biz değil, miras bıraktığımızı söylediğimiz çocuklarımız da zarar görüyor… Seçilen alan, korunan alan sınırları içinde… denizin temiz, balığın bol olduğu bir sayfiye alanıydı.  Sadece insanlar değil, orada yaşayan bitki örtüsü, toprak, sahil, denizimiz, kıyılarımız, midyesi, sübyesi, denizi havayı temizleyen deniz çayırları, yosunlar tüm canlılar… az ötede kent parkımız, Ilıca göletimiz, tarihi kalıntılarımız, korunması gereken tüm doğal ve kültürel varlıklarımız hepsi tehdit altında. Topan Ada yok oldu, korunması gereken sahil şeridi binlerce kamyon taşla dolduruldu, denizde-karada biyoçeşitlilik  azaldı, yine korunması gereken Kaya Mezarlarının belki de çoğu, çoktan tahrip oldu!

Datça’nın deprem bölgesi olduğu sanki unutuldu. Doldurulmuş kıyının üstünde yayaların, araçların gezdiği depremde çökme tehlikesi olan rıhtımlar yapılacak! Daha binlerce ağır vasıta- kamyon, şehrin normal trafik yükünü bile taşıyamayan bu kentin içinde taş taşıyacak. Bir kez daha uyarıyoruz: trafikte olası ölümlü kazalara ve yine olası bir depremde ağır tahribatlara davetiye çıkarılıyor!

Bakanlığı, işveren idareyi, projenin yüklenicisini, müelliflerini uyarıyoruz: göz göre göre zarar veriyorsunuz!

Mevzuata, yasalara aykırı işler yapılıyor: deniz dibinde suyu ve havayı temizleyen, Akdenizi korumak için imza koyduğumuz Barselona Sözleşmesine göre kesinlikle korunması gereken deniz çayırları ve aralarında yine aynı sözleşmeye göre korunması gereken daha birçok bitki ve hayvan, denizimiz, kıyılarımız hepsi ağır tehdit altında… Bu limanla birlikte imar planlarına aykırı olarak yakın kıyılarda da ağır kaçak yapılaşma tehditleri var, bunlardan siz de mesul tutulacaksınız!
Verilecek zararlar saymakla bitmiyor!

Değer mi bile bile bu zararların müsebbibi olmaya?

Deniliyor ki: yeni projede yat kapasitesi azaltıldı! Oysa gerçek inşaat alanı, tüm koyu mahvedecek kadar büyük. 80 yatlık çekek alanıyla adeta bir tersane kuruluyor. Proje dosyasında bu marinada kötü hava şartlarında bağlanacak yat kapasitesinin iki misline yakın sığınılacak alan içerdiği belirtiliyor!?
Deniliyor ki: yat limanı yüzer iskele sistemi ile yapılacak, deniz dibi zarar görmeyecek! Sanki denizin üstündeki dalgakıran ve iskeleleri taşıması için beton tonozlar deniz dibine zarar vermeyecek ya da bağlanan yatların kiri-pası-zehiri koya zarar vermeyecek ya da doldurulan rıhtımların altındaki yaşam yok olmadı-olmayacak?
Deniliyor ki: bu yat limanı, Datça’ya yeni iş alanları katacak, Datçalı esnaf, halkımız çok kazanacak! Ama Marmarisli, Fethiyeli, Bodrumlu esnaf yakınıyor: oralarda yapılan yat limanları onlara para kazandırmamış! Göçek’te, Turgutreis’te Marinanın civarındaki yerel ahali, “denizimizi elimizden aldılar” diye feryat figan ağlıyor.
Deniliyor ki: yat limanı olmayınca yatların demir çapaları zaten deniz dibine zarar veriyormuş, kıçtan bağladığında kıyıdaki ağaçlar zarar görüyormuş, yat limanı olunca bu zararlar azalacakmış! İyi de bunun sorumlusu kim? Almadıkları önlemler dolayısıyla şu anda limanlara girmeyen yatçıların, denetimsizlikler nedeniyle ortama verdikleri zararları anlatıp, kendi mesuliyetlerini unutturmak değil mi bu? Deniz dibini kazıyarak ya da tonlarca ağırlıkta taşlarla, beton bloklarla ezerek ya da üstlerindeki tekne ve iskele bordoları ile günışığından yararlanamadığı için yok olacak çayırları, canlıları, denizel varlıkları unutturmak üzere ankraj sistemleri için yapılacak kaya dolgu ya da tonozlarla, denetimsizlik nedeniyle dibi tarayan demir çapaları karşılaştırıyorlar… Kim inanır gerçekleri bu kadar eğip bükenlerin koruma amaçlı iş yapacağına?

Davalı tarafın çarpıttığı gerçekler ve aslında doğaya, tarihimize, gelecek kuşaklara verecekleri zararlar,  o kadar çok ki… saymakla bitmiyor…

Datça Özel Çevre Koruma Bölgesini korumakla yükümlü Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı, tıpkı İliç’te çöken siyanürlü dağların olduğu altın madenine ÇED Olumlu kararı verdiği gibi, Datça Yat Limanı için de tüm itirazlarımıza rağmen ÇED Olumlu kararı verdi.

Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı asıl görevini unutup, tüm kültürel ve doğal değerlerimizle birlikte yaşadığımız çevreyi korumayı hep gözden kaçırıyor. Rant peşinde – inşaat peşinde koşuyor. Doğal yaşam alanlarımızı yeni satılacak-inşaat yapılacak inşaat arsaları olarak görüyor. Yaşam alanlarımızı yap-işlet-devret mantığıyla hep zenginlere peşkeş çekiyor. Yaşama değil, ölüme davet çıkarıyor.  

Bu kez mahkemelerden sesleniyoruz: projede belirtilen büyüklükte bir Yat Limanı, Topan Adayı, denizdeki balığı nasıl bitirdiyse, Datça’nın denizini de, denizdeki çayırlarını da, tehdit altındaki türlerini de, plajını da, kıyılarını da, tüm ekolojik sisteme verdiği zararlarla çocuklarımızın geleceğini de bitirecek.

Adaletin tecelli edeceğine olan inancımızla bilirkişi heyetine, hukukçularımıza, mahkemelerimize güveniyoruz…
Datça’da yaşamı savunanlar olarak tüm Datçalılar için, Datça için, Yerküre için sadece “adalet” talep ediyoruz! Umut ediyoruz!  

                               Muğla Çevre  Platformu – Datça Meclisi,   MUÇEP Datça 30.05.2024

 

               >>>>>>  Basın Açıklamamızın PDF hali için >>>>>> buraya dokunun<<<<<<

GündemFethiye’nin izniyle:

fotoğraflar için nurten köroğlu’na, video için gündemfethiye haber sitesine teşekkür ederiz….

Bazı haber linkleri:
Muğla Çevre Platformu’ndan Datça’da yapılmak istenen yat limanına karşı tepki (t24.com.tr)
https://www.birgun.net/makale/yat-limani-datcayi-bozar-534091
https://gundemfethiye.com/datca-yat-limani-projesine-karsi-yapilan-aciklamada-gerginlik-57017/

MUÇEP Datça Meclisi Gönüllüsü Aydın Bodur, neden Datça Yat Limanı projesine karşı olduklarını anlattı

Datça Yat Limanı projesi bilirkişi keşfi gerçekleşti: “Projenin kamuya yararı olması söz konusu bile değil” (gundemfethiye.com)
https://www.sozcu.com.tr/yat-limani-gerginligi-bu-liman-datca-yi-bozar-p53074
https://datcagundem.wordpress.com/2024/05/30/datcanin-taslik-koyu-liman-yapilsin-mi/
https://www.datca-haber.com/haber/genclerimizin-ve-cocuklarimizin-gelecegi-icin-datcaya-bu-marinayi-yaptiracagiz-4292

https://haberveinsan.com/datca-nereye-gidiyor/4267/
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/datcada-yat-limani-gerginligi-halk-ikiye-bolundu-803592h.htm
https://www.ozgurifade.com.tr/datcada-yat-limani-tartismasi-3133-haberi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir