Salgın ve Ekolojik Yıkım Raporu

0

Halkevleri tarafından hazırlanan, Mart-Nisan 2020 dönemine ilişkin bu rapor, corona salgını sırasında girişilen ekolojik tahribatları raporluyor!
Raporun içeriği şöyle:
-Bölge bölge korona fırsatçılığı
-Korona fırsatçılarının dayanağı
-Saray hükümeti Salgın döneminde hayvan hakları ihlalleri
-Salgında verilen ÇED olumlu kararları
-Termik santral bölgeleri hava kalitesi değerleri
-Salgın döneminde su ve hava kirliliğinin insan sağlığına etkileri
Rapora https://issuu.com/isthalkevi/docs/ekoloji adresinden ulaşmak mümkün

Raporun önsözünden:
“Bütün dünya Covid-19 pandemisiyle mücadele ediyor. Salgın bir halk sağlığı sorunu fakat dünyayı yönetenlerin salgını ele alış biçimi ekonomik ve politik çıkarlarının ötesine geçmiyor. Türkiye’de de durum farklı değil. Koronavirüsün kaynağının doğaya ve yaban hayatına müdahalede olduğu ve önlem alınması gerektiği bilim insanları tarafından sık sık dile getiriliyor olsa da doğanın ve yaşamın talanına devam ediliyor. Hatta AKP iktidarı ve onunla palazlanan sermaye grupları için insanların sokağa çıkmakta zorlandığı bu dönem yeni yağma projeleri açısından bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Bilim ve halk ne derse desin rant için, kar için ormanlar yok ediliyor, toprak ve su tüketiliyor, hava kirletiliyor. Neo liberal kapitalizmin ve onun tek adam iktidarlarının ne Türkiye’de ne de dünyada halka vadettiği iyi bir yaşam yok. Çoğumuz salgın döneminde endüstriyel üretimin, ulaşım hareketliliğinin ve insan faaliyetlerinin azalması sonucu ortaya çıkan doğal duruma seviniyoruz. Boğazda yunusların yüzüşünü, Lüleburgaz deresinin yeşerdiğini görmek güzel ancak koronavirüs salgınıyla boğuştuğumuz bu iki ayda doğaya ve yaşam alanlarımıza yapılan müdahaleler durumun hiç de göründüğü gibi olmadığını söylüyor. Halkevleri Ekoloji Çalışma Grubu olarak ülkemizde ilk Covid-19 vakasının ortaya çıktığı 11 Mart tarihinin üzerinden geçen iki aylık süreçte yapılmak istenilen yıkım ve rant projelerini, bu projeler gerçekleşebilsin diye Saray iktidarının sermayeyi nasıl desteklediğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın rant projeleri için nasıl çalıştığını, bu projeler yüzünden oluşacak su ve hava kirliliğinin bu süreçte insan sağlığını nasıl etkileyeceğini ve bu sürecin hayvan haklarını nasıl etkilediğini içeren bir rapor hazırlamaya çalıştık. Bu rapor iktidarın ve sermayenin doğaya ve yaşama düşmanlığının iki aylık belgesi. Halkın sağlığı için çalışan bir hükümet bu süreçte inşaat şirketleri için yapılan bütün köprü, otoban, hava limanı, kanal gibi rant projelerinden vazgeçer ve bu projeler için harcanacak parayı veya bu şirketlere verilen garanti ödemelerini salgınla mücadele için kullanabilirdi.
Bu süreçte doğaya müdahale eden bütün projeleri durdurup yenilerinin yapılmasını engelleyebilir, başta termik santraller olmak üzere çevre kirliliğine neden olan santralleri kapatabilirdi. İlkim krizine karşı acil eylem planı oluşturabilir su kaynaklarının korunması için yasal düzenlemeler yapabilirdi. Tarım alanlarını rant projelerine açmayıp doğayla uyumlu bir tarım politikası geliştirebilir, küçük üreticiyi destekleyen önlemler alabilirdi… Bu iki ayda bunların hiç biri olmadı. Ekoloji mücadelesi verenler salgına rağmen rant fırsatçılığı yapamazsınız derken ülkeyi yönetenlerin yüzü bile kızarmadı. Türkiye’de salgın yönetiminin ilk evresi denilebilecek iki aylık döneme dair bir belge oluşturmaya çalıştık. Şimdi “normalleşme” denilen yeni bir evreye geçiliyor. Bu döneme bir çoğu kent suçu olan ve insanları kapalı çarşılara mahkum eden AVM sahiplerinin çıkarı düşünülerek başlandı. Saray iktidarının tarafı belli. Doğayı ve yaşamı savunanların da. Beton sevicilerin, enerji şirketi koruyucuların iktidarının son bulduğu; doğanın, hayvanların, halkın haklarının korunduğu sağlıklı günler için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir