Muğla yaşam savunucuları Bargilya Lagünü için adeta acil yardım çağrısı yaptılar ve tüm ilgili kamu sorumlularını göreve çağırdılar. 

DOĞANIN MİLYONLARCA SAHİBİ VAR, SORARLAR BİR GÜN SORARLAR…

Geçen hafta Toprağımızı Vermiyoruz Platformu çatısı altında bir araya gelen çevre platformları, dernekler, inisiyatifler ve yaşam savunucuları ile birlikte “Milas Bargilya Kuş Cenneti’ndeki inşaatlar durdurulsun” başlıklı imza kampanyasının ardından 14/07/2026’da Milas’ta bulunan Bargilya Tuzlası’ndaki inşaat projelerine, tuzla civarına moloz dökülmesi ve kaçak avcılığa tepki göstermek için Bargilya SOS bileşenleri ile yurttaşlar ortak basın açıklaması düzenledi.

Peş peşe yapılan her iki çalışma korunması gereken ender doğa harikası ve tarihi değere sahip bu yer için birbirini tamamlar nitelikte olup, daha yüksek bir sesle ilgili tüm kamu kuruluşları ile sorumlular göreve davet edildi.

Basın açıklamasını Bargilya S.O.S Paydaşları adına Latmos Derneği Başkanı ve Arkeolog Selahattin Aydın okudu.  Selahattin Aydın TFF villalarının yapılacağı söylenen alanın 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olduğunu ve  tek bir çivi çakılmasının dahi suç teşkil ettiğini belirtti.

Ayrıca bazı paydaşlar da söz alarak görüşlerini belirttiler. Mandalya Çevre Platformu Sözcüsü Defne Benol, bahsi geçen projeye karşı daha önce de birçok STK tarafından basın açıklaması yapıldığını, hukuki süreçler başlatıldığını ancak 2009/7 genelgesiyle tekrar  ÇED kararının başlatıldığını hatırlattı.

Yaban Vakfı Üyesi ve emekli büyükelçi Ahmet Süha Umar ise Koruma altında olan Bargilya Sulak Alanı’na yönelik kaçak yapılaşma, avlanma, moloz dökme, lagünü mahvedecek dev projeler gibi usulsüzlük yapanlar kadar, bu usulsüzlükleri durdurmayan, işini doğru yapmayan kamu görevlileri hakkında da suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

MUÇEP Meclisi’nden Neşe Tuncer bölgenin ekosistemine kısaca değindi.

Bodrum Gümüşlük Forumu’ndan Önder Ünlü bölgede yapılmak istenen projeye Milas’ın Kanal İstanbul’udur ve kabul edilemez dedi.

Bargilya SOS Bileşenlerinin basın açıklaması:

BARGİLYA KUŞ CENNETİ RANT ALANI DEĞİLDİR!

14 Temmuz 2026-Salı

Dünya doğa ve kültür mirasının parçası, ”Ulusal Önemi Haiz Sulak Alan” Milas “Boğaziçi-Bargilya Kuş Cenneti” vahim bir işgal tehdidiyle karşı karşıya.

 

Bugün, binlerce yıllık bir ekosistemi; yüzlerce kuş ve bitki, onlarca balık, sürüngen, memeli için hayati öneme sahip bir yaşam alanını; 2001 yılından bu yana “Önemli Kuş Alanı” olarak kabul edilen bu ortak mirası ranta ve betona kurban vermemek için buradayız.

Bargilya Kuş Cenneti, gücü olanın “golf alanı”, AVM, 4000 villa, 5 otelle betona boğabileceği boş bir arsa değildir! Bu hassas yaşam alanının kalbine hançer saplanmasına izin vermeyeceğiz!

 

4167 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edilen lagünü, ekosistemi ve yanı başındaki 2500 yıllık antik kentleri geçmiş ve gelecek kuşaklara karşı korumak hem tarihsel hem anayasadan, yasalardan ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan bir sorumluluk ve görevdir.

 

En üst düzeyde korunması gerekli bu topraklar ve sulak alan, göçmen kuşların yuva yaptığı sazlık, kuşların hayati durak noktasıdır ve dokunulmazdır. Lagünün “acı su” ekosistemine müdahale; gölü besleyen kılcal derelerin hafriyatlarla yön değiştirmesi-yok olması, yapay göletlerle tutulması, göle ulaşmaması için önüne set çekilmesi asla kabul edilemez.

 Villaların yapılacağı söylenen alan, “1. Derece Arkeolojik SİT” Alanı olan “Cindye Antik Kenti” ve “Bargilya Antik Kenti” nedeniyle de kesin korunacak hassas alandır. Tek bir çivi çakılması, toprak yapısının bozulması “yasak” olmasına rağmen buraya lüks villalardan oluşan bir kasaba kondurulmak isteniyor.

Yıllardır, Bodrum ve Milas’ın köylerinde bile su sorunu yaşanmaktadır. İçme suyu mevcut nüfusa yetmiyor. Yeraltı su varlıkları alarm veriyor. Bodrum ve Milas susuzluktan kırılırken bu bölgede yaratılacak kasabanın suyunu nereden bulacaksınız? Villaların havuzlarını bölge halkının suyundan çalarak mı dolduracak, bahçelerini sulayacaksınız? Bu lüks kasabanın kanalizasyon ve atık sularının,  golf alanının sulama suyu ve kimyasal atık sularının, Bargilya’nın lagününe boşalacağını neden saklıyorsunuz?

Bugüne kadar açılan ve kazanılan davalar, bilirkişi raporları, “Bu projenin doğayı ve tarihi katledeceğini; bu altyapının bu yükü kaldıramayacağını” karara bağladı. Yargının yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına rağmen, sırtını birilerine dayayan proje sahipleri, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporlarını tekrar tekrar sunarak hukukun boşluklarından faydalanmaya çalışıyorlar.

Yüzyıllardır bu gökyüzünü ve lagünü renklendiren nadide kuş türlerinin beslendiği, balıkların yumurtladığı o temiz sulara kimyasal sızacak. Kendi pisliğinde boğulan bir foseptik çukuru yaratmak istiyorsunuz ve buna “lüks yaşam projesi” diyorsunuz. Binlerce yıldır bu topraklara sığınan canlılar göç yollarından, yuvalarından ve yaşam alanlarından edilecek. İşte isyanımız bu talana, bu adaletsizliğedir!

Yüzyıllardır bu topraklarda zeytiniyle, doğasıyla ve gökyüzündeki kanat sesleriyle barışık yaşayan insanlar birilerinin serveti artsın diye bu dayatmaya boyun eğmeyecek!

Bu talan sadece Boğaziçi’nde yaşanmıyor. Memleketin dört bir yanında toprağına, suyuna, tarihine sahip çıkanların ortak direnişi var. Latmos Beşparmak Dağları’na; dünyanın en kaliteli zeytinyağını veren ve sömürge madenciliğiyle yok edilmeye çalışılan Ilbıra Dağları’na; yaylalarını, yeşilini, deresini HES’lere ve taş ocaklarına vermeyen Giresun’a, Rize’ye  ve Artvin’e; siyanürlü madene karşı toprağını, fındığını, geleceğini savunan Fatsa’ya; ovalarını, meralarını ve suyunu korumak için ayağa kalkan Muş’a; yanı başımızda zeytinleri, köyü, kimliği ve ormanı için canını dişine takan Akbelen’e; çimento fabrikasına karşı toprağını, suyunu, yaşamı savunan ve defalarca davaları kazanan Deştin Köylüleri’ne SELAM OLSUN!

Biz işgalcilerin değil yaşamın, emeğin, kuşun, ormanın, dağın, derenin ve ovanın yanındayız. Sözümüz nettir: Bizler bu toprakların koruyucusu, kuşlar ise bu lagünün asıl sahipleridir. Ne feda edecek tek bir damla su, ne kirlenmesine göz yumacak bir karış toprak, ne beton altında bırakılacak bir tarih, ne de gökyüzünden koparılacak tek bir kuş var. Boğaziçi-Bargilya Sulak Alanı tüm canlılarındır, yaşamdır, kimliktir. Haklarını kimse gasp edemez…

Bargilya S.O.S Paydaşları adına..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir