MUÇEP TOPLANTISI

1 – Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesinin yapılmasının ve bu rapora bağlı olarak Doğal Sit Alanlarının sınıflandırılmasının değiştirilmesinin nedeni nadir?

Doğal Sit Alanlarının önceki sınıflandırması bilimsel temeli, yasal düzenleme veya kararlar olmadan yapılmıştı. Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi, Doğal Sit Alanlarının biyo-ekolojik değerlerini uzman akademisyenlerin önderliğinde, ulusal ve uluslararası düzenlemelere dayanarak belirlemek üzere yapılmıştır. Amaç, söz konusu alanlarda kaynak değerleri bilimsel temelde belirlemek ve önceki sınıflandırmadan kaynaklanan yasal sorunların çözülmesi idi.

 

2- Doğal Sit Alanlarının sınıflandırılmasında yapılan bu değişiklikler Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle çelişiyor mu?

Tam aksine, bilimsel araştırmalara dayanan bu çalışmalar uluslararası sözleşmeleri desteklemektedir. Yeni düzenlemeye göre doğal sit alanları için üç yeni sınıflandırma getiriliyor: Mutlak Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollu Kullanım Alanları. Bu alanları belirleme sürecinde :

  • Ulusal ve uluslararası düzenlemeler tarandı,
  • Korunan alanların mevcut uygulamaları ve sorunları tarandı,
  • Genel koruma ilkeleri belirlendi,
  • Ulusal ve uluslararası korunan alanlar örtüştürülmeye çalışıldı,
  • Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) kriterleri örneklendi ve bir Doğa Koruma Rehberi hazırlandı,
  • Uluslararası sözleşmeler dikkate alınarak IUCN kriterlerine uygun yeni Doğa Koruma Alanları sınıfları belirlendi.
      • IUCN Kategori (I a) – Mutlak Koruma Alanı: Mutlak Korunacak Hassas Alanlar’a karşılık gelir. Bu alanlarda kaynak değerlerin korunması için; alanın kullanılması ve her türlü etkinlik kısıtlanmıştır, gerektiğinde insanların girişine kapatılır, bilimsel araştırma, eğitim veya çevresel izleme yalnızca özel önlemlerle yapılabilir. Bunlar kara, su ve deniz alanlarıdır ve kesin yapılaşma yasağı söz konusudur. Bu alanlardaki tüm özel mülkiyetler kamulaştırılır.
      • IUCN Kategori (I b) – Yaban Hayatı Alanı: Nitelikli Koruma Alanı’na karşılık gelir. Bu alanlar; doğal yapının modern yaşam tarafından değişime uğramayan ya da çok az değişime uğramış, insan etkinliklerinden belirgin şekilde etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu ve yerel halkın geleneksel, doğadaki koruma amaçlı yaşamlarını sürdürmesinin uygun olduğu kara, su ve deniz alanlarıdır. Bu alanlarda doğal yapıya uygun şekilde, seracılık hariç tarım etkinliklerine, balık çiflikleri hariç balıkçılığa, ve çadırlı kamp, bungalov ve günübirlik etkinliklerine izin verilir.
      • IUCN Kategori (VI) – Doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılabildiği Sürdürülebilir Koruma Alanı: Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollu Kullanım Alanları’na karşılık gelir. Bu alanlarda, Mutlak Korunacak Hassas Alanların ve Nitelikli Koruma Alanlarının korunmasında tamamlayıcı ve yardımcı olmak üzere düşük yoğunluklu doğal ve kültürel etkinliklere, turizme ve yapılaşmaya izin verilir.

 

3- Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projeleri bilimsel olarak mı hazırlandı?

“Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projeleri” tüm doğal alanlarda  biyo-ekolojik (flora, fauna, habitat), jeolojik, hidrojeolojik ve jeomorfolojik değerleri belirlemek üzere yapıldı.

Muğla Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi kapsamında belirtilen alanlarda birçok uzman çalıştırıldı: Biyolog, Botanik Uzmanı, Memeli Bilim Uzmanı, Sürüngen Bilim Uzmanı, Omurgasız Hayvanlar Uzmanı, Deniz Biyoloğu, Su Biyoloğu, Jeoloji Mühendisi, Peyzaj Mimarı, Harita Mühendisi ve Elektronik Bilgi Sistemleri (GIS) Uzmanı.

Bu çok sayıda disiplinin temsil edildiği ekip,  çoğu akademik olarak çalışan, alanlarında uzman olan kişilerden oluşuyordu.

 

4- Yeni düzenlemelerin 15 Numaralı Birleşmiş Milletler (UNDP) Sürdürülebilir Gelişim Hedefi ile uyumlu olmadığı doğru mu?

Tam tersine, uluslararası sözleşmelerin yükümlülüklerine uygun olarak bizim yeni düzenlemelerimiz 2020 yılına kadar ormanlar, sulak alanlar, dağlar ve kurak alanlar başta olmak üzere,  karasal ve iç taze su ekosistemlerinin ve hizmetlerin korunması, restorasyonu ve sürdürülebilir kullanımını öngören 15 Numaralı UNDP Sürdürülebilir Gelişim Hedefini desteklemektedir.

 

5- Doğal sitlerin koruma düzeylerinin düşürüldüğü ve bazı doğal alanların koruma dışına çıkarıldığı doğru mu?

Bahsedilen sit kategori değişikliklerinin tersine, yeni kategoriler daha korumacı yaklaşıma sahiptir ve daha sıkı koruma kuralları olan yeni statülerle korunmaktadırlar.

  1. Derece Doğal Sit Alanlarında daha önce birçok etkinlik yapılabilirken, Mutlak Korunacak Hassas Alanlar’da izin verilen etkinlikler çok sınırlıdır.

Nitelikli Koruma Alanları neredeyse daha önceki 1. Derece Doğal Sit Alanı kadar koruma getirmektedir.

Eski 2. ve 3. Derece Sit Alanlarında izin verilen etkinlikler; artık sürdürülebilir kullanımla mümkün olacak ve ancak bölge komisyonlarının izni ile yapılabilecektir.

Başka şekilde ifade edersek; tamamen yanlış bir algı söz konusudur, çalışmalar daha korumacı ve bilimseldir.

 

6- Herhangi bir 1. Derece Sit Alanının turizme açılması söz konusu mudur?

Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporları  ile alanlar ekolojik, jeolojik, jeomorfolojik, hidro-jeolojik ve peyzaj yönleri ile değerlendirilmiş ve yeni sit kategorileri önerilmiştir.

Raporlara göre; insan yerleşimlerinin peyzajla, doğal kaynak yönetim sistemleri ve ilgili kültürel değerlerle uyumunu içeren insan ve doğanın dengeli ilişkisinin geliştirilmesi ve bakımına katkı sağlayan alanlar, “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollu Kullanım Alanları“ olarak önerilmiştir. Bu alanlar düşük yoğunluklu insan yerleşimlerini kapsar. Şüphesiz, korunan alanlarda yaşayan yerel halkın yaşam hakları gözetilmek zorundadır. Mevcut durumda eğer “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollu Kullanım Alanı” özellikleri taşıyan   hiçbir doğal sit, gelişime uygun alan olarak ilan edilmemiştir.

 

7- Gökova’nın yaklaşık %75’inin, Bodrum, Kara Ada ve Kissebükü’ndeki korunan alanların %77’sinin hizmet sektörüne ve gelişime açılacağı doğru mudur?

Tam korunan hassas alanları, eski 1. ,2. , 3. derece doğal sit statülerinin üzerinde bir koruma statüsüne sahiptir. Eski 1. Derece doğal sit statüsünün eşdeğeri “Nitelikli Doğal Koruma Statüsü”dür. “Sürdürülebilir Koruma ve Ekolojik Kullanım” eski 2. ve 3. derece doğal sit statülerine karşılık gelmekte ve düşük yoğunluklu yapılaşmaya izin vermektedir. Bu genel ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, Muğla-Gökova Bölgesi, 1. , 2. ve 3. derece doğal koruma alanlarının toplamı 36.282 hektardır. Bunun 35.528 hektarı 1. derece, 754 hektarı ise 3. derecedir.

Gökova Bölgesi için hazırlanan  Bilimsel Temelli Araştırma Raporlarına göre, toplam doğal koruma alanı 44.021 hektardır. Bunun 14.991 hektarı mutlak korunacak hassas alandır. Diğer bir deyimle, 1. Dereceden daha da yüksek bir koruma statüsü verilmiştir. 26.979 hektar Nitelikli Doğa Koruma Alanı olarak belirlenmiştir. 14.991 hektar + 26.979 hektar = 41.970 hektar, yani eski 36.282 hektar toplam sit alanından daha büyük bir alana 1. Derece ve daha üstünde koruma statüsü verilmiştir. Yalnızca, mevcut 2.051 hektarlık yerleşim alanı  sürdürülebilir koruma ve kontrol alanı olarak kaydedilmiştir.

Tüm bunlara karşın, korunan alanların daraltıldığı ve doğal alanların açıldığı iddiası  politik kazanç elde etmeye yöneliktir.  Muğla-Gökova Körfezi’nde önceden korunan 36.282 hektar 44.021 hektara çıkarılmıştır. Bodrum bölgesinde değişiklik söz konusu değildir. Mutlak korunacak hassas alanların statüsü eski 1,2, 3. derecelerin üzerindedir.

 

8- Datça Yarımadası ve Hisarönü Körfezi bölgelerinde doğal yaşam alanlarının ve biyolojik çeşitliliğin kaybolacağı; Fethiye’deki Göcek sınırları ve adaların, Fethiye, Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi’nin gibi yerlerin doğal güzelliklerinin yok olacağı iddialarında gerçeklik payı var mıdır?

Sözkonusu alanlarda biyolojik çeşitliliğin ve doğal yaşam alanlarının yok olacağını söylemek gerçekçi değildir. “Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Raporu”nun sonuçları kurumsal değerlendirmeye sunulmuş olup henüz kayda geçen bir karar verilmemiştir. Ayrıca, bölgedeki  STK’lar ve kamu kurumlarıyla toplantılar yapılmış, şeffaf ve katılımcı bir yaklaşım sergilenmiştir.

 

9- Bu alanların Birleşmiş Milletler’in koruma envanterinde olduğu doğru mudur?  Bu doğru ise, bu alanların koruma derecelerinin düşürülmesi BM ile soruna yol açmayacak mı?

Bu alanlar bizim ülkemizin mevzuatına uygun olarak korunmaktadır ve BM koruma envanterinde yer almamaktadır.

 

10- Süreç içinde konuyla ilgili belgelerin şeffalıktan çok uzak, katılımcı olmayan bir şekilde ve söz edilen uluslararası sözleşmelere aykırı olarak hazırlandığı iddia ediliyor.  Uygun NGO’ların  ve belediyelerin sürece katılımı için bir politikanız var mı? Yoksa bu süreç yalnızca devlet kurumları tarafından mı yürütüldü?

2014 yılından beri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından doğal sitlerin yeniden değerlendirilmesinde IUCN (Uluslararası Doğa Koruma Birliği) kullanılmaktadır ve yeni statülerin Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin belirlediği statüler olduğunun basın ve halk tarafından anlaşılmadığı anlaşılmaktadır.

Doğal sitlerde önceden kullanılan 1., 2., 3.  derece doğal sit dereceleri yerine, yeni çalışmalarda Uluslararası Doğa Koruma Birliği’nin kriterlerine uygun olarak tam korunacak hassas alanlar, nitelikli doğa koruma alanları, sürdürülebilir koruma ve kontrollu kullanım alanları kullanılmıştır. Anlaşıldığı üzere, bu derecelendirme sistemi kamuoyunda yanlış anlaşılmıştır.

Çalışmalar tamamen şeffaf ve katılımcı bir yaklaşımla yürütülmüştür. Yapılan toplantılarla ilgili dökümanlar Genel Müdürlüğe gönderilmiştir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir