YETER, SÖZ DOĞANIN !

Dalaman ve Göcek arasında bir gecede bin hektardan fazla kızıl çam ormanı ile birlikte milyonlarca can yok oldu. Zarar gören ekosistemin doğal olarak yenilenmesi yüzlerce yıl alacaktır. Kaybımız ve acımız çok büyük. Halkımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyoruz.

Bu felaket, ülkemizde yaşadığımız, aslında insan odaklı “doğal” felaketlerden yalnızca bir tanesi. Ne yazık ki, bu tür felaketlerin yaşanma sıklığı son yıllarda büyük bir hızla artmaktadır. Muğla Çevre Platformu olarak kamuoyunun dikkatini tüm dünyanın ortak sorunu olan iklim değişikliğine ve bunda sorumluluğu olan hükumet politikalarına çekmek istiyoruz. Bu felaketlerle baş edebilmek için varoluş nedenimiz olan doğaya hunharca saldıran politikaların derhal değiştirilmesi gerektiği artık doğanın dayattığı bir gerçekliğe dönüşmüştür.  Muğla Çevre Platformu olarak bu konuda görüşlerimizi ve önerilerimizi paylaşmak istiyoruz:

  • Orman yangınları ile daha etkin mücadele için, bu felakette de bir kez daha çok net bir eksiklik olarak ortaya çıktığı gibi, mutlaka gece görüş donanımı olan yangın söndürme uçak ve helikopterleri alınmalıdır.

  • Hükümetin orman, kıyı ve doğal sit alanlarını sermaye aracı olarak görmesi, torba yasa adı altında sürekli bu doğrultuda yasal düzenlemeler yapması sonucunda doğa koruma alanları hızla tahrip edilmekte, kasti orman yangınları ve kaçak yapılaşma artmaktadır. Doğayı tahrip eden yasal düzenlemelerden derhal vaz geçilmeli; orman, tarım, mera ve kıyı alanlarının maden, inşaat, enerji ve turizm yatırımcılarına peşkeş çekilmesine son verilmelidir. Doğal Sit Alanlarının koruma derecelerinin düşürülmesinden, imar barışı adı altında yağmalanmasından vaz geçilmelidir.

  • “Koruma kullanma dengesi” denilerek Doğa Koruma Alanlarının kontrolsuzca kullanıma açılması dengenin hep insan kullanımı yönünde bozulmasına yol açmakta, aşırı insan baskısı bu tür felaketlere davetiye çıkarmaktadır. Doğa koruma alanları için ekolojik taşıma kapasitesi net olarak belirlenmelidir.

  • Yanan orman alanlarının ekosisteminin yenilenmesi için her türlü tedbir alınmalı, daha önce birçok örnekte gördüğümüz gibi bu alanların imara açılması engellenmelidir.

  • İklim değişikliğini tetikleyen fosil yakıt kullanımından derhal vazgeçilmeli, termik santrallar kapatılmalı, enerjinin verimli kullanılması için politikalar geliştirilmeli ve enerji üretiminde doğaya olumsuz etkisi en az olan enerji kaynaklarına yönelinmelidir.

  • Toplum kesimlerinin en geniş katılımı ile en kısa zamanda ekolojik odaklı yeni bir anayasa hazırlanmalıdır.

Her ne kadar bu yaşadıklarımıza insan türü olarak “felaket” adını veriyor olsak da, artık bu felaketlerin doğanın güçlü yok oluş çığlıkları olduğunun bilincine varmamız gerekiyor. Bu bir beka sorunudur. Bu ekolojik kayıplar, yaşadığımız coğrafyadan bağımsız olarak, insanlık da dahil olmak üzere tüm canlıların, dünyanın ortak beka sorunu haline gelmiştir.

Tüm halkımıza, basına, hükumet yetkililerine, milletvekillerine ve yerel yöneticilere saygılarımızla duyururuz.

Muğla Çevre Platformu

11.7.2019

Bir cevap yazın