Tem 28

Doğada Sınır Yoktur, Acımız Ortaktır…

Greek

English

Atina’nın güneyinde, ormanlarla içiçe geçmiş bir kıyı yerleşim alanı olan Attica bölgesinde çıkan yangın çok büyük bir felaketti. Çok sayıda can yitirildi, yerleşim yerleri harap oldu. Yüzlerce yılda oluşan çok değerli ekosistemler yok oldu, yaşam alanlarının yeniden düzene girmesi çok uzun yıllar alacak.

Ateş elbette düştüğü yeri yaktı.  Ancak tarihi ve kültürel bağlarımızın olduğu Yunanistan halkının acısını Türkiye’nin Güney Ege kıyılarında yaşayan biz Muğla halkı da derinden hissettik. Yaşadığımız bölgenin doğasının korunması için gönüllü mücadele veren biz, Muğla Çevre Platformu üyeleri,  komşularımıza geçmiş olsun diyoruz, dayanışma duygularımızı gönderiyoruz.

Aynı biyocoğrafyada yaşayan bizler,Türkiye ve Yunanistan halklarının bu felaketten ortak dersler çıkartması gerektiğini düşünüyoruz. İnsan-doğa etkileşiminin doğrudan sonucu olarak çıkan bu yangın, küresel iklim değişikliği koşullarında baş edilmesi çok daha güçleşerek çok büyük bir felakete dönüşmüştür. Ortaya çıkış nedenleri açısından değerlendirdiğimizde bu felaketin  hiç de  “doğal” olmadığını söyleyebiliriz. Yaşananlar bize, eğer insanlığın ortak mirası olan doğal yaşam alanlarımızı daha iyi korumak için etkin önlemler almazsak, insanlığı gelecekte daha büyük felaketlerin beklediğini bir kez daha düşündürtmüştür.

Ne tür önlemler alınması gerektiği, ortak yaşam kaynaklarımızı her geçen gün biraz daha tükettiğimizin bilincinde olan dünya kamauoyu tarafından artık çok iyi biliniyor. Kötüye gidişi durdurmak için birçok uluslararası sözleşmeler hazırlanmıştır.  Biliminsanlarının uzun zamandır yaptıkları uyarıları daha fazla geçirmeden dikkate almak, imzalanan uluslararası sözleşmelerin gereklerini samimiyetle yerine getirmek için hızlı adımlar atmak gerekiyor. Doğayı sınırsız tüketilebilir bir “kaynak” gibi görmekten vazgeçilmesi,  doğanın kendini yenileyebilmesine izin veren üretim-tüketim politikalarının hayata geçirilmesi gerekiyor. Biyolojik çeşitliliğin, orman, deniz, akarsu kaynaklarının, tarım alanlarının mutlak korunması gerekiyor. Küresel iklim değişikliğinin en önemli nedeni olan fosil yakıt tüketiminden süratle vaz geçilmesi, yerine doğayla dost yenilenebilir enerji santrallarının kurulması gerekiyor.

Ülkemiz adına üzülerek söylemek durumundayız ki; yürütülmekte olan çevre ve enerji politikaları, doğa ile dost olmak bir yana, adeta yangına körükle gitmektedir. Bu vesile ile, yetkililere bir kez daha seslenmeyi hem vatandaşlık, hem de insanlık görevi olarak görüyoruz: Muğla’da ve Türkiye’nin her yerinde yürütülmekte olan, çok kıymetli ekosistemlerimiz üzerindeki insan baskısını arttıracak, yapılaşmanın önünü açacak, rant baskısı ile ormanlarımızı büyük yangın felaketleri ile karşı karşıya bırakacak, tarım alanlarını ve su kaynaklarını yok edecek olan, “Doğal Sit Alanlarının Yeniden Değerlendirilmesi Projesi”ni durdurunuz! Zira bu proje, yurttaşlık haklarımız hiçe sayılarak, vicdanları yaralayan süreçlerde, gizlilik içinde hazırlanmıştır. Dünyanın ortak mirası olan biyolojik çeşitliliğin mutlak korunması için uluslararası sözleşmeleri, bilim insanlarının ve sivil toplum kesimlerinin çağrısını dikkate alarak; katılımcı, şeffaf ve hesap verilebilir politikaları birlikte yeniden oluşturalım.

Uluslararası kamuoyuna da sesleniyoruz: Dünyanın ortak mirası yaşam alanlarının korunması için yerel hükümetlerin uluslararası sözleşmelere taraf olması ve gereklerini en hızlı şekilde yerine getirmesi için harekete geçiniz. Ortak doğal mirasımızı korumak, adil, yaşanabilir bir dünya kurmak için uluslararası dayanışmamızı güçlendirelim !

Muğla Çevre Platformu olarak, Yunanistan halkına yaşanan felaketten dolayı bir kez daha geçmiş olsun diyor ve yaptığımız çağrıya uygun olarak gerek ülkemizde, gerek bölgemizde ulusal ve uluslararası düzeyde her türlü sivil işbirliğine hazır olduğumuzu kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.

28.7.2018

Muğla Çevre Platformu

Bir Cevap Yazın