«

»

May 30

Yatağan-Turgut Köyü’nde (Leyne) – Mehmet Çilsal

Eskilerde tütüncülük, şimdilerde zeytincilik ve hububatla geçinen Yatağan-Turgut Köyü’nde  (Leyne) halen yaşanmakta olan trajik vakıanın hukuki boyutu:

  • Özelleştirilmiş olan Yatağan Termik Santrali’nin (kömürden elektrik üreten tesis) kesintisiz ihtiyaç duyduğu kömürü elde etmek için sürekli yeni ocaklar açılmaktadır.

  • Yeni kömür alanları, Turgut Köyü ahalisinin özel mülkü olan tarla, bahçe ve zeytinliklerine, hatta Lagina Antik Kenti’ne kadar uzanmaktadır. Madencilik faaliyetlerinin bölgede 2025 yılına kadar devam edeceği öngörülmektedir.

  • Santral bacalarından çıkan zehirli gazlar yüzünden tarımsal ürünlerin olumsuz etkilenmesi, insanların çeşitli hastalıklara yakalanması yetmezmiş gibi, santrali çalıştıran şirket, bazı yerlerde zeytin ağaçlarını şimdiden köklemeye(zarar vermeden sökme) ve kül döküm sahalarına dikmeye başlamıştır bile.

  • Kimisinin içinde ev de olan yaklaşık 93 adet tarla, bağ, bahçe, zeytinliğin istimlak (kamulaştırma) edilmesi için düğmeye basılmıştır.

  • Yasaya göre mülk sahipleri ile şirketin istimlak bedeli hakkında anlaşması gerekiyor. Anlaşamadıkları taktirde, yine ilgili yasalara göre mülk sahiplerinin rızası hilafına kamulaştırma yapılması gündemde. Nitekim, 2-3 köylü yapılan pazarlık sonucu ikna edilmiştir.

  • Geçmişte aynı nedenlerle boşaltılmış olan Eskihisar, Yeşilbağcılar gibi köylerin başına gelen, şimdi Turgut Köyü’nün başına gelmek üzeredir. Lagina Antik Kenti ve Osman Hamdi Bey’in müzeye çevrilen evi de tehlike içindedir.

  • Bu musibetler azmış gibi, Turgut Köyü yakınındaki Kırık Köyü’nde 45 hektarlık alanda, 2019’da devreye girecek ikinci bir santral daha yapılacağı kesinleşmiştir.

  • Köy ahalisi, başlarına gelecek musibeti önlemek ve mücedele etmek amacıyla bir dernek kurmuştur.

  • Köy sakinlerinden Tayyibe Demirel Hanım, köylerine dokunulmaması için 2016 yılı içinde BİMER, CİMER dahil nerdeyse devletin tüm idari kurumlarına yazılı başvurular(şikayet) yapmış; ancak olumlu bir cevap alamamıştır.

Gelen yazılı cevaplar ise aşağıdaki gibidir:

  • Santralden çıkan duman ve gazların teknik ölçümleri yapılmış olup canlılara zarar verici düzeyin altında bulunmuştur.

  • Yatırımların inşai faaliyetleri zeytinliklere en az 3km uzaklıkta olması gerekmektedir; ama ÇED raporu uygunsa, üstün kamu yararı niteliğinde izinleri alınmış madencilik faaliyetleri için bu sınırlama söz konusu değildir. O bölgede zararları önleyici tedbirler alınır.

  • Madencilik faaliyetlerine mecburen katlanacaksınız, mevzuat böyle; yine de mahkemeye müracaat edebilirsiniz

  • İstimlak konusunda yetkili müracaat kurumu TKİ değildir. Kamulaştırma işlemini şirket yürütmektedir. Kamulaştırılacak mülkler, TKİ veya şirketin adına tapuya tescil edilmeyecek; hazine mülküne dönüşecektir.

  • Adalet Bakanlığı’na yaptığınız müracaat şahsi işlem niteliğindedir; idari bir işlem yapmamız söz konusu değildir.

Hukuk ne diyor?

Anayasa 35. Maddesi: “Herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir”

Anayasa 46. Maddesi: “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.”

Özel Şahıslara Ait Taşınmaz Malların Kamulaştırılması:

4650 Sayılı Kanun ile değişik 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun özellikle m.7. m.10 ve m.27 hükümleri doğrultusunda belirtilen işlemler uygulanır. Kanunun 27. Maddesi kapsamında yapılan kamulaştırmalarda, ilgili kamu kurumu ve vatandaşlar arasında düzenlenen uzlaşma toplantılarında uzlaşma sağlanamaması halinde tapuya şerh verilerek işlem nihayetlendirilirken, uzlaşma sağlanamaması halinde ise kamulaştırma işlemleri m.10 üzerinden nihayetlendirilir.

2942 Sayılı yasanın 27. Maddesi:   Acele kamulaştırma

Madde 27 –  Yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına  yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.

Mahkemece yaptırılan değer tespitinde belirlenen bedel idarece bankaya yatırılıp, makbuzunun mahkemeye sunulmasından sonra acele el koyma kararı verilir ve karar taşınmaz sahibine tebliğ edilir. Yapılan bu tebligattan sonra taşınmaz sahibi tapuda ferağ vererek, bankada adına yatırılan parayı alırsa, kamulaştırma işlemi kesinleşir ve bu bedel kamulaştırma bedeli olur. Taşınmaz sahibi tapuda ferağ vermezse, idarece 2942 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılır. Yani, kamulaştırmak istediği taşınmazı satın alma usulü ile elde edemeyen idare, taşınmazın malikine karşı, idare asliye hukuk mahkemesinde, “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası” denen, kısaca “Acele Kamulaştırma Davası” diyebileceğimiz davayı açar. Bu dava neticesinde taşınmazın nihai uzlaşma kamulaştırma bedeli belirtileneceği gibi kamulaştırılmak istenen taşınmazın tapusu da iptal edilerek ilgili idare adına tescil edilir.

İvedi Yargılama Usulü:

Turgut Köyü istimlak meselesi hem madencilik hem enerji başlığı altına girmektedir. Her iki durumda da üstün kamu menfaati söz konusudur.  Olağanüstü Hal durumu mülk sahipleri aleyhine işi daha da zora sokmaktadır. Turgut Köyü’nde yapılacak Acele Kamulaştırma işlemlerine karşı açılacak davalarda ivedi yargılama usulleri uygulanacaktır. İdareye itiraz ve dava açma süreleri kısadır. Normal davalarda 60 gün olan süreler bu davalarda 30 gündür.

Turgut Köyü arazilerinin kamulaştırması durdurulabilir mi?

İdare, yani devlet; kamu yararının şartlarının kalmadığına karar vererek resen kamulaştırma sürecini durdurabilir.

Diğer durumda, yani köylülerin dava açarak süreci durdurma ihtimali ise açılacak davaların güçlülüğüne bağlıdır. Her durumda, kamu yararı şartlarının gerçekleşmediği ileri sürülmelidir. Kamunun değil, enerji üreten şirketin menfaatlerinin gözetildiği ispat edilmelidir. Bir kamu menfaati olan köylünün menfaati ile ülkenin enerji ihtiyacı olan diğer kamu menfaatinin çatışması söz konusudur burda. Dolayısıyla, işin içine siyasi irade, yargı ve halkın yorumu girmektedir.

Mehmet Çilsal

Bir Cevap Yazın